Şapkalarım Blisskiss' de ve www.hediyeyarat.com 'da satışta...

SAYFALARDA NELER VAR?

Başka şapka yok muu? Var... Zeynep ' de...


CONTEMPORAY İSTANBUL' dan birkaç kare, gözüme çarpan tasarımlar ve 2010 JAPONYA YILI... İTÜ' de JAPANESE DESIGN TODAY 100, Tasarım ' da...


KONYA Yolculuğu, BATI KARADENİZ turu SAFRANBOLU, SİNOP ve AMASRA Hep Gezsek ' de...


11 Ocak 2011 Salı

Türkiye'de Bir Türk tarafından yapılmış en büyük Fotoğraf Sergisi... SİLÜETLER ŞEHRİ İSTANBUL...


Sergi sahibi, Halim KULAKSIZ... Yer, Taksim Cumhuriyet Sanat Galerisi...
Tarih, 4 Ocak-4 Şubat 2011...

A. Halim Kulaksız fotoğraf sanatında 50. yılını kutluyor. Gayet de görkemli bir kutlama... Mekan zaten derinlemesine, etkileyici. 3 metre boyutlarında 60 adet eser... Üstelik panaromik ve İstanbul silüetleri. Çamlıca'nın tepsinden, Boğaz'da denizin ortasından, Rumli Hisarı'ndan, Haliç'ten, Beyoğlu'nun göbeği 360derece'den daha birçok yerden farklı silütler, farklı mevsimlerde... Hem boyutları hem de baskısından dolayı sanki ben bir balonda İstanbul'un profilini seyrediyorum.

Cumhuriyet Sanat Galerisinin blogunu inceleyene kadar (bilgiler ve görsel için teşekkür ederim.) adını bilmiyordum kullanılan tekniğin. Fotoğraflar, alüminyum ve plexiglass arasında hava almadan sıkıştırılarak yani DIASEC Tekniği ile sergilenmiş. Şanına değer bir sergi olmuş. Galerinin kapısından çıkınca da kendimi bir garip hissettim. Başka birşeyler görmeyi umuyordum sanki. Neyse...

İstanbul daha çoook yazılıp, çizilip, çekilecek... Ve ben yine de sıkılmadan takip edeceğim.

Herşeye, herkese rağmen çok güzel şehir yahu...

Ruhun Gıdası Kitaplar... Mutfaktan, Tabaktan, Sokaktan...


    Siz hangi gruptansınız? "Benim için yemeğin görsel önemlidir.", "Lezzetsiz bir yemek isterse dünya güzeli olsun bir anlamı yok." ya da "Tabii ki içeriği... Sağlık için en önemlisi o." mu? Hiç farketmez. Çünkü bu kitap bir yemek tarifi kitabı değil. Bir hikaye kitabı...

MUTFAKTAN, TABAKTAN, SOKAKTAN tarih merakı, sanat tutkusu, farklı yaşam biçimlerine ve insanlara duyulan ilgi sonucunda, gezip görülen, okunup öğrenilen, yenip beğenilen, tanınıp sevilen her tarifi, her lokantayı, her sebzeyi, her fırıncıyı, her bardağı, her tezgahı, her sofrayı; aslında kısacası yemekle ilgili her şeyi anlatıp paylaşma isteğinden ortaya çıkmış.  

    AMK Yayınları (Akdeniz Mutfakları Konservatuarı Türkiye) başta yemek kültürü olmak üzere Akdeniz coğrafyasının tüm kültür öğelerini araştırıp, paylaşıp, yaygınlaştırmak için kolları sıvamış. Bu hareketi de "Ruhun Gıdası Kitaplar" başlığı altında toplamış. Çok başarılı bir konsept çalışma olmuş. İçimiz dışımız yemek tarifi, yemek programları... Zaten sanal alemden aradığımız herşeyi buluyoruz. Ama kimsenin bir yemeğin hangi coğrafyadan neden nasıl çıkıp da tabağımıza konduğunu araştırmıyordur. Gerek de yok. Çünkü Güzin Yalın onu zaten yapmış. Amerika'yı tekrar keşfetmeye gerek yok:)

    Bu arada Güzin YALIN' dan biraz bahsetmek isterim. Kendisi Yemek Yazarı, Yemek
 Kültürü Araştırmacısı ve Gıda İletişimi Uzmanı...
Robert Kolej ve Boğaziçi Üniversitesi’nden mezun olan yazar; gıda ve yemek kültürü iletişimi konusunda uzmanlaşmış olan Scope Tanıtım ve Danışmanlık’ın ve uluslararası bir sivil toplum kuruluşu olan Akdeniz Mutfakları Konservatuarı Türkiye Platformu’nun kurucu yöneticisi ve Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü öğretim görevlisidir.
On beş yılı aşkın süredir, T.C. Dışişleri Bakanlığı, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, T.C. Dış Ticaret Müsteşarlığı, Uluslararası Zeytinyağı Konseyi ve Akdeniz Mutfakları Konservatuarı adına, Türk mutfağını yurtdışında resmi olarak temsil etmekte ve tüm dünyada tanıtmaktadır. Ayrıca, yemek kültürü alanında birçok Avrupa Birliği projesinde, yönetici ve uzman olarak görev yapmaktadır. 
Yemek kültürüne ilişkin yazıları çeşitli dergilerde ve internet sitelerinde yer almakta, aynı konuda hazırladığı haftalık bir program Açık Radyo’da yayınlanmaktadır. Bir dönem, Çocuk Sofrası adlı çocuklara yönelik bir yemek dergisinin yazarlığını ve editörlüğünü üstlenmiştir. Daha önce yazılarıyla katkıda bulunduğu ve editörlüğünü yaptığı Delices de Turquie, World Hazelnut Tastes (Tr. ve İng. edisyon) ve Setting Similar Tables Around the Same Sea (Tr. ve İng. edisyon)  adlı kitapları bulunmaktadır.
Benim yazacaklarım bu kadar... Daha ne olsun? Bakınız Ruhun Gıdası Kitaplar ...

8 Ocak 2011 Cumartesi

İyi seneler...

Yeni yıla gireli hiçbir şey yazmamışım. Uzun bir seneydi 2010 benim için. İstanbul için de... Herhalde artık Avrupa Kültür Başkenti değil. Bu etiketten sıkılmaya başlamıştım zaten. Bu vesileyle birçok proje hayata geçti. Olur olmaz bir sürü şey. İyi mi kötü mü? İyi ile kötünün ayırdına varan toplumlar için iyi.
Neyse bu konu uzaar gideer. Benim amacım başkaydı. İyi bir sene bizi bekliyor olsun. Her açıdan bereketli olsun... Bereketin resmi de İsmail Acar'dan olsun.


27 Aralık 2010 Pazartesi

İkonium... Konya' dan sevgilerle...


Her ne kadar son birkaç senedir çok kullanılmış olsa da ben hala çok severim "keçe" yi. Kullanırım da... Ama Konya' ya kadar hiç Keçe Atölyesine gitmemiştim. İstanbul' da gitseydim bu kadar etkilenir miydim bilmiyorum.

 İKONİUM kişiliği olan bir yer... Sahibesi Rabia Hanım Arjantinli. Dükkanın sol tarafı showroom, sağ tarafı atölye... Tezgahlar, üzerlerinde sonrasında şala dönüşecek çiçekler sıralanmış. Kesilmiş keçe kırpıntıları... Ahşap şapka kalıpları... Raflarda rengarenk yün yumaklar... Organik boya ile renklendirilmiş.

Çok özel tasarımları kendisi yapıyor Rabia Hanım. Biz herhalde 1 saatimizi orada geçirdik. Yelekler, fularlar, şallar ve şapkalardan kızların başı döndü tabii:) Benim tam da orada şarjım bitti ama compact makinayla birkaç kare alabildim.

İnsanın yaratıcılığını körükleyen bir atmosferi, havasında ilham kokusu var. Umarım tekrar giderim.


 


26 Aralık 2010 Pazar

Hediye zamanı da gelmişken... www.hediyeyarat.com...

HOŞGÖRÜ Serisi  Şapkalarım BLISSKISS' den sonra HEDİYEYARAT.COM ' da... Kafanızdaki hediye bulamıyorsanız ya da tamamen size özel olsun istiyorsanız bu siteyi bir ziyaret edin derim.

İlahi Dönüşteki Sırlı Dünya...


Gülçin Anıl ' ın Yeminli Mali Müşavirler Odası Sanat Galerisi' nde sergilenen koleksiyonunun adı... İlahi Dönüşteki Sırlı Dünya... Tünel' de önünden geçerken çekti beni içeri. Bir süredir takip ediyorum zaten galeriyi. Vuslat' ın 737. Yıldönümü' nde dervişleri konuk etmişler. Cesurca kullanılmış fırça darbeleri hem derinlik hem hareket hissi uyandırdı bende. Sanki bir Sema Ayini izler gibi... Etkilendim...

Sanatçı güzel de bir metin iliştirmiş. Hem eserlere hem de metne sitesinden ulaşabilirsiniz; http://www.gulcinanil.net/...


Birkaç örnek...







21 Aralık 2010 Salı

" Yüksek Derece" Oyuncu Seçmeleri 1...

    Tiyatro Ti' nin yeni oyunu "Yüksek Derece" ... 16-25 yaş arası genç oyuncular aranıyor. Sadece bir tiyatro oyunu değil tasarlanan. İlginç bir proje olacak. Benden de projeyi fotoğraflamamı istediler. Çok ilginç ve eğlenceli bir deneyimdi. Daha önce seçme görmemiştim:) Zormuş...
    Seçmelerin ilki geçen haftaydı. Deli gibi yağmur yağıyordu ama iyi bir katılım vardı. Takdir ettim gençleri. Eline bir text veriliyor. Buyur oyna deniyor. Gerçekten zormuş... Beni asıl şaşırtan arkadaşlar pek de zorlanmışa benzemiyordu. Gayet güzel performanslar çıktı ortaya; bana da güzel kareler tabii ki...
    "FAME" diye bir dizi vardı eskiden. TRT 2' de yayınlanırdı haftada bir kez. Sonra devam ettirmeye çalıştılar ya da filmini yaptılar ama pek olmadı. Aynı tat olmadı yani. Onu hatırladım birden. Bayağı bir kalp ve özveri işi...
    Yönetmenin de farklı bir tarzı var. O da o sırada performans sergiliyor gibi... Bu dünyadan kopuyorlar gibi...
    Bu hafta ( 23 Aralık Perşembe saat: 13:00 ) 2. seçmeler var. Çıkan kareleri görmek, "Ben de seçmelere katılmak istiyorum." veya " Merak ettim, bir bakayım... " için; "Yüksek Derece" nin Facebook aleminde sayfası var; takip edebilirsiniz.

19 Aralık 2010 Pazar

Arter... "İkinci Sergi"...

   

      Yine İstiklal Caddesi' de dolanırken gezdiğim bir sergi... Arter " İkinci Sergi- Second Exhibition" Sergisi... İlginç vitrinleri olur Arter' in. Bir önceki de Yeşil şişme bir tanktı; sürekli şişip sönen. Bu kez rengarenk şapkalar vardı. Tasarımcısı Ayşe Erkmen. Aslında enteresan olan hikayesi. Bu şapkaların anlamı ne? Erkmen "Arter" binasının geçmişini araştırıyor ve 1914-1920 yılları arasında giriş katında Fait Jules adlı bir şapkacı olduğunu öğreniyor. İstiklal Caddes' nde yaşamış olan anneannesinden kalan şapkasını alıyor ve 600 yıllık aile mesleğini sürdüren, el yapımı şapkalar üreten Katya Kiracı' ya gidiyor. Kiracı da aynı model rengarenk şapkalar üretiyor.

Serginin geri kalanında da ilginç çalışmalar var.Mesela, 33.000 adet Milli Piyango sayısal Loto kuponu sergileniyor. Eserin adı "Şans Eseri" ve serginin potansiyel olarak en değerli olabilecek eseri. Ama olamadı. O hafta devretti:)

"Ağlayan Çocuk" portresi. İki tarafı da spirallenmiş Kanun kitapçıkları ve İki yanı da ciltlenmiş " Kapalı Yapıt" lar gibi.

  

Sonra bir kenarda gözüme Louis Vuitton marka baskılı çöp torbası gözüme çarptı. Ama kendisi sergi dahilindeki eserlerden değildi:)


Sergi 27 Şubat 2011 tarihine kadar gezilebilir.

16 Aralık 2010 Perşembe

aşk olsun...


Şeb-i Arus törenleri için 10-12 Aralık tarihleri arasında Konya' daydık. 10 kız araç kiraladık ve Aşk' a gittik... Meteoroloji alarm veriyor. Türkiye'ye kar geliyormuş, yollar kapanacak. Ama biz azimliyiz. Giderken biraz üşüdük ne yalan söyleyeyim. Ama nefsimizi terbiye ediyoruz:) Otelimiz Şems-i Tebrizi' nin Türbesi' nin tam karşısı Şems Otel... İlk ziyaretimiz Şems' e... Öldürülüp atıldığı kuyunun üzerine kurulmuş. Çok mütevazi... Tek başına... Ve öyle büyük bir kalabalık yok. Mevlana Türbesi gibi değil. Neyse ardından Meram Bağlarında birkaç türbe gezdikten sonra meşhur Cemo' da öğle yemeği... Şef bize Konya lezzetlerinden tatmamız için bir sofra hazırlıyor. Herşeyden bir parça... Çok merak ettiğim bamya çorbasını içiyorum nihayet. Hatta nereden almamız gerektiğini de öğreniyoruz; Kadınlar pazarı... Etli pide çeşitleri ve tandır...Rixos Otele' e akşam için gösteri davetiyelerimizi almaya gidiyoruz. Otel'in girişindeki döner kapıda Bir derviş Sema ediyor. Çok yaratıcı, gerçek gibi... Sonra Mevlana Türbesi... Çok kalabalık. İçerde fotoğraf çekmek yasak. Sağda solda insanlar yerlere oturmuş kendinden geçmiş vaziyette ibadet ediyorlar. Keşke bu kadar kalabalık ve turistik olmasaydı diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Sabah erken gitmek lazım, vakit yok. Biraz alışveriş yaptıktan sonra Sema Gösterisine gidiyoruz. Çok heyecanlıyım. Acaba yerimiz nasıl? Neyse kapıdan giriyoruz. Çok ayıp ama basın olduğumu söylerek basının olduğu yere kuruluyorum. Zararsız bir yalan. Fazla detay vermeyeyim arkadaşlar işini iyi yapıyorlar ama ben çok azimliyim:) Muhteşem gösteriden sonra bir dergaha gideceğiz. 4 kişi yola koyulduk. Muhteşem bir atmosfer var. Geniş caddeler, düz yollar ve bembeyaz kar. O kadar güzeldi ki. Daha doğru bir zamanlama olamazdı "Vuslat" için. Dergahdaki töreni kaçırmışız. Otel' e döndük biz de. Aynen yattığım gibi kalkmışım:)

Bugünki plan çok, vakit az. Yola çıkmalıyız. Ülke alarmda. İzmir bile -1 ve karlı. Bolu' da yollar kapanmış. Aramızda işe gidenler var. Otel sahibi odalarımızı tutacakmış, geri dönme ihtimalimize karşı:) İplikçi Camii, Karatay Medresesi, Sahib Ata Külliyesi ve Camiisi... Kelimeler yetmez anlatmaya. Muhteşem çiniler, eski kapılar, halılar... Sonra keçe atölyesine gidiyoruz. Sahibesi Arjaninli çok hoş bir Hanım. Tasarım ve imalat kendisine ait. İKONIUM... Konya' ya yolunuz düşerse mutlaka gidin. Konya' da son yemeğimizi Tirit' den yana kullanıyoruz. Mehmet Bey' den bahsetmeden olmaz. Şahsına münhasır Mehmet Bey çarşıda dükkan sahibi. Kızlardan biri çerçeve beğenmiş onun için girmiş dükkana... Mehmet Bey kışları dünyayı gezer baharda dönermiş Konya' ya. "Yurt dışında eğitim aldım ama gezerek..." diyor. Birdahaki sefere bize rehberlik edecek. Eylül sonu Mistik Dans Festivali olurmuş Konya' da mutlaka gelin dedi. Biz dünden razı. Sizin de haberiniz olsun. İstanbul' a dönüyoruz. Biraz da istemeyerek...

Biraz daha Konya... Hep Gezsek' de...


1 Aralık 2010 Çarşamba

KÜLTÜR SANAT CENNETİ... İSTİKLAL CADDESİ...

İstiklaldeyim. Özel olarak gittiğim bir yer yok. Sergi gezme niyetindeyim. Yapı Kredi' de UniCredit Group Kolksiyonu' ndan Seçkiler var. Aslında tatilde gitmiştim ama aceleyle baktığım için tekrar girmeye birkaç da kare almaya karar verdim. PAST PRESENT FUTURE... Enteresan da bir el broşürü tasarlamışlar.Sergideki eserlerle ilgili bulmacalar ve oyunlar var içinde.


Yapı Kredi Bankası' nın yanında İtalyan, Alman ve Avusturyalı bankalara ait 60 bin eserden 90 adeti seçilmiş. Sergi 7 bölümden oluşuyor. Klasik Üzerine, Arzu Nesneleri, Geometri Üzerine, Metropolis, Yüce Pitoresk, Yüz Yüze ve Beden Dili. Neden böyle adlandırılmışlar hepsinin açıklaması yapılmış bölümlere girerken. Portreden fotoğrafa, mercek altında metropolisten bireyselliğe herşey var. Adından da anlaşılabileceği gibi sergi geçmiş, bugün ve gelecek arasında bir diyalog oluşturuluyor. "Bu yolculuk, geçmişe ve bugüne ışık tutarken geleceği hayal etmeyi bize ise bırakıyor." diyor küratör Walter Guadagnini. Bunu nasıl yapıyor gidip görmenizi tavsiye ederim ama ben birkaç örnek getirdim.


GALATA KÖPRÜSÜ  2010- Tual üzerine yağlı boya


BUGÜN HERKES DIŞARI - Ferhat Özgür 2002

ÇALIŞMA MASAMIN ÜSTÜ- Iger Eskinja 2008

SUÇLULUK ALEGORİLERİ 2009 - Fatma Bucak

BEYRUT
Başka tarz çeserler de vardı. Grafik çalışmaları, doğa fotoğraf ve resimleri, kolajlar... Gidiniz...

İstiklal' de yürümeye devam ediyorum. Başka bir sergiye doğru çekiliyorum. Çok eğlenceli ve beni ilgilendiren bir vitrin... Anlatacağım...